Anayasa Markemesinden Kritik Karar: İki Ortaklı Limited Şirketlerde “Kilitlenme” Dönemi Bitiyor
Anayasa Mahkemesi Türk Ticaret Kanunu’nun 616. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendinde yer alan “Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması” ibaresinin “iki ortaklı limited şirketler” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 621. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendinde yer alan “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması…” ibaresinin “iki ortaklı limited şirketler” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE karar verdi.
İptal Edilen Kanun Hükmü
TTK. 616- (1) Genel kurulun devredilemez yetkileri şunlardır:
- h) Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması.
TTK. 621- (1) Aşağıdaki genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir:
- h) Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması.
Limited şirkette “Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması” yetkisi genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır (TTK.616/1,h). Genel kurul bu kararı TTK. 621/1’deki çifte çoğunluk ile (temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu) alacaktır. Ancak iki ortaklı limited şirketlerde, ortaklardan biri haklı sebeple diğerinin çıkarılmasını istediğinde, mevcut yasal nisapların (oy çokluğu şartlarının) sağlanması matematiksel olarak imkânsız hale gelmektedir. Bu durum, şirketin faaliyetlerini engelleyen ortağın sistem dışına itilememesine ve şirketin kilitlenmesine yol açmaktadır. Bu sebeple doktrinde iki kişilik limited ortaklıkta, haklı sebeple ortağın çıkartılması için ortaklık genel kurulu kararı aranmaması gerektiği, bu davada ortaklığın herhangi bir role sahip olmadığı, davanın gerçek taraflarının ortaklığın her iki ortağı olduğu, davanın diğer ortak tarafından açılması ve takip edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür (Oruç Hami Şener, Yargıtay Kararları Işığında Limited Ortaklıklar Hukuku, 2017, s. 907. Ortaklıklar Hukuku, 2012, s. 725, Oruç Hami Şener, Ortaklıklar Hukuku, 2012, s. 725).
Anayasa Mahkemesi’nin İptal Gerekçesi
AYM, söz konusu kuralların iki ortaklı şirketler yönünden uygulanmasını şu iki anayasal ilkeye aykırı bulmuştur:
- Teşebbüs Özgürlüğü (Md. 48): Devlet, ekonomik faaliyetlerin etkin şekilde sürdürülmesini sağlayacak mekanizmalar kurmakla yükümlüdür. Ortaklıktan çıkarma mekanizmasının iki ortaklı şirketlerde işletilememesi, şirketin ticari varlığını sürdürmesini engellemektedir.
- Etkili Başvuru Hakkı (Md. 40): Haklı bir nedeni olan ortağın, diğer ortağın fiillerine karşı yargı yolunu etkin bir şekilde kullanamaması, anayasal hakların ihlali iddialarına karşı etkili bir giderim yolu sunulmadığı anlamına gelmektedir.
Mahkeme, şirket feshini isteme hakkının (Md. 636) tek başına yeterli bir çözüm olmadığını, çünkü bu yolun doğrudan “huzursuzluk çıkaran ortağın çıkarılmasını” garanti etmediğini ve bazen davayı açan ortağın çıkarılmasıyla sonuçlanabildiğini vurgulamıştır.
Karşı Oy Gerekçeleri
Karar oyçokluğu ile alınmış olup, karşı oy kullanan üyeler şu görüşleri savunmuştur:
- Basiretli Tacir İlkesi: Limited şirketi tercih eden bir yatırımcı, bu şirket türünün sermaye koruma kurallarını ve ortaklıktan çıkarılmanın zor olduğunu bilerek yola çıkmalıdır.
- Alacaklıların Korunması: Ortağın çıkarılması durumunda ödenecek “ayrılma akçesi”, şirket sermayesinin azalmasına ve dolayısıyla alacaklıların zarar görmesine neden olabilir.
- Sözleşme Özgürlüğü: Şirket ilişkisi bir sözleşmeye dayanır; devletin bu alandaki takdir yetkisi geniş olmalıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
Bu iptal kararı ile birlikte, iki ortaklı limited şirketlerde bir ortağın diğerini haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarmak için mahkemeye başvurmasının önündeki “genel kurul karar nisabı” engeli aşılmış oldu. Bu karar, şirketini tamamen kapatmak (feshetmek) istemeyen ancak kilitlenmeye sebep olan ortaktan kurtulmak isteyen girişimciler için kritik bir “çıkış yolu” sağlamıştır. Ortağın çıkarılmasını isteyen taraf, davasını yine TTK m. 640/3 uyarınca “haklı sebeplere” dayandırmak zorundadır. Şirketin faaliyetlerini devam ettirmesini engelleyen veya uyumlu iş birliğini bozan davranışlar haklı sebep teşkil eder. Mahkeme çıkarma kararı verirse, çıkarılan ortağa payının gerçek değeri üzerinden “ayrılma akçesi” ödenmesi zorunluluğu (şirket sermayesinin korunması adına) devam etmektedir.
