Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması
I.GİRİŞ
Vatandaşlık, bireyi devlete bağlayan, karşılıklı hak ve yükümlülükler doğuran temel hukuki ve siyasi bağdır. (1) Türk hukukunda vatandaşlığın kazanılması; aslen kazanma (doğumla) ve sonradan kazanma olmak üzere iki ana kategoride düzenlenmiştir. Vatandaşlığın sonradan kazanılması yolları arasında hem uygulamada en sık rastlanan hem de hukuki denetimin en yoğun yapıldığı yöntemlerden biri evlenme yoluyla vatandaşlığın kazanılmasıdır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu (TVK), Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına ilişkin esasları düzenlerken, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik) ise bu işlemlerin yürütülmesindeki usul ve esasları detaylandırmaktadır.
5901 sayılı TVK m. 16/1 uyarınca, bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan doğruya Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Kanun koyucu, kendiliğinden vatandaşlık kazanımı usulünü terk ederek yetkili makam kararına bağlı bir sistem benimsemiştir. Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılabilmesi için kanunda öngörülen ön şartlar (şekli koşullar) ile aslî şartların (esas yönünden koşullar) bir arada gerçekleşmesi ve yetkili makamın olumlu karar tesis etmesi gerekmektedir.
Evlenme yoluyla vatandaşlık kazanılması, milletlerarası özel hukukta ve Türk vatandaşlık hukukunda aile birliğinin korunması ilkesine dayanır. Ancak bu yol, tarihsel süreç içerisinde sahte veya hileli (muvazaalı) evlilikler yoluyla vatandaşlık hakkının kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla sıkı şartlara ve aşamalı denetim mekanizmalarına tabi tutulmuştur. Bu çalışmada, esas olarak 5901 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleri çerçevesinde evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasının hukuki niteliği, aranan şartlar, başvuru ve soruşturma usulü ile karara bağlanmasının hukuki sonuçları incelenmiştir.
II. TÜRK VATANDAŞLIĞININ KAZANILMASI SİSTEMATIĞİ İÇİNDE EVLENME YOLUYLA VATANDAŞLIĞIN HUKUKİ NİTELİĞİ
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 5’inci maddesi uyarınca Türk vatandaşlığı ya doğumla ya da sonradan kazanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlık soy bağı veya doğum yeri esasına göre kendiliğinden hüküm ifade ederken; sonradan kazanılan vatandaşlık belirli bir hukuki muamele veya idari karar sonucunda gerçekleşir.
TVK m. 9 ve Yönetmelik m. 13 düzenlemelerine göre sonradan vatandaşlığın kazanılması; yetkili makam kararı, evlat edinilme veya seçme hakkının kullanılması yollarından biriyle mümkündür. Yönetmelik m. 14’te ise yetkili makam kararıyla vatandaşlığın kazanılması türleri dört ana başlık altında topanmıştır:
- Türk vatandaşlığının genel olarak kazanılması (TVK m. 11, Yönetmelik m. 15)
- Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması (TVK m. 12, Yönetmelik m. 20)
- Türk vatandaşlığının yeniden kazanılması (TVK m. 13-14, Yönetmelik m. 22)
- Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması (TVK m. 16, Yönetmelik m. 25)
Bu sistematik çerçevesinde evlenme yoluyla vatandaşlığın kazanılması, yetkili makam kararı ile sonradan kazanılan vatandaşlık kategorisinde yer alır. Buradaki en kritik hukuki ilke, bir Türk vatandaşı ile evlenmenin yabancıya kendiliğinden veya doğrudan Türk vatandaşlığı kazandırmamasıdır (TVK m. 16/1). Evlilik, yabancı eşe yalnızca kanunda aranan şartları taşıması koşuluyla yetkili makamlara başvurma hakkı verir. (2)
Ayrıca TVK m. 10/1 uyarınca, bir yabancının kanun ve yönetmelikte belirtilen şartları taşıması dahi vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz. Devlet, egemenlik hakkının bir gereği olarak vatandaşlığa alma konusunda takdir yetkisine sahiptir. Ancak bu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız olmayıp, gerekçeli karar ilkesi, eşitlik ve ölçülülük gibi genel idare hukuku ilkeleri çerçevesinde yargısal denetime tabidir. (3)
III. EVLENME YOLUYLA TÜRK VATANDAŞLIĞININ KAZANILMASINDA ARANAN ŞARTLAR VE İYİNİYETİN KORUNMASI
TVK m. 16 ve Yönetmelik m. 25 hükümleri uyarınca, bir Türk vatandaşı ile evli olan yabancının vatandaşlık başvurusunda bulunabilmesi ve talebinin kabulü için kümülatif olarak gerçekleşmesi gereken temel şartlar şunlardır:
A.Evlilik Süresi ve Devamlılığı Şartı
Başvuru sahibi yabancının, başvuru tarihi itibarıyla bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olması ve evliliğin karar tarihine kadar kesintisiz devam ediyor olması şarttır (TVK m. 16/1). Eğer Türk vatandaşı eş bu sıfatı evlilikten sonra kazanmışsa; 3 yıllık evlilik süresinin hesaplanmasında evlilik tarihi değil, eşin Türk vatandaşlığını kazandığı tarih esas alınır (Yönetmelik m. 25/3).
Başvuru tarihinden önce boşanma veya başvuru öncesi gerçekleşen ölüm nedenleriyle evlilik sona ermişse başvuru reddedilir ve işleme konulmaz (Yönetmelik m. 25/2-b). Keza başvuru yapıldıktan sonra fakat karar tesis edilmeden önce boşanma gerçekleşirse de şart kaybedilmiş sayılır.
Sürenin dolmasına çok kısa bir süre kala yapılan başvurularda idarenin doğrudan ret kararı vermek yerine usul ekonomisini gözeterek sürenin dolmasını beklemesinin daha uygun olacağı yönünde doktrinel değerlendirmeler bulunmaktadır. (4) 3 yıllık evlilik süresi dolmuş ancak henüz karar tesis edilmeden Türk eşin ağır kusurlu eylemleri (evlilik içi şiddet, terk vb.) sebebiyle boşanma davası açılması durumunda yabancı eşin vatandaşlık hakkını tamamen kaybetmesi hakkaniyet açısından tartışılmıştır. Yarar’a göre; 3 yıl bir Türk vatandaşı ile evli kalmış ve bu süre dolduğunda başvuru yapmış kişinin bu aşamada bir kazanılmış hakkı mevcut olmayıp karar anında evliliğin devam ediyor olması gerekmekte olup uygulamada da bu yönde işlem yapıldığı görülmektedir. (5)
B.Aile Birliği İçinde Yaşama Şartı
Eşlerin yalnızca kağıt üzerinde evli görünmeleri yeterli olmayıp, evlilik birliğinin gerektirdiği şekilde fiilen ortak bir yaşam sürdürmeleri, aile birliği içinde yaşamaları aranır (TVK m. 16/1-a). (6) İş, eğitim, zorunlu askerlik veya sağlık gibi haklı sebeplerle eşlerin geçici veya ayrı şehirlerde ikamet etmesi hallerinde mazeretin varlığı durumunda aile birliğinin korunduğu kabul edilmektedir. (7)
Kanun koyucu bu şart bakımından önemli bir istisna öngörmüştür: Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde aile birliği içinde yaşama şartı aranmaz (TVK m. 16/2). Ancak genel hukuki ilkeler uyarınca, eşin ölümünün yabancı eşin kasıtlı veya kusurlu eyleminden (örneğin kasten öldürme) kaynaklandığı durumlarda dürüstlük kuralı gereği bu korumadan yararlanamayacağı kabul edilir.
C.Evlilik Birliği ile Bağdaşmayacak Bir Faaliyet Göstermeme Şartı
Yabancı eşin evlilik kurumunun ahlaki, sosyal ve hukuki yapısıyla bağdaşmayacak davranışlar sergilememesi gerekir (TVK m. 16/1-b). Yönetmelik m. 28/1-b uyarınca özellikle fuhuş yapmak, fuhuşa aracılık etmek, gayriahlaki kazanç yollarına başvurmak veya suç örgütü faaliyetlerinde bulunmak evlilik birliği ile bağdaşmayan faaliyetler kapsamındadır.
Bu tür faaliyetlerin değerlendirilmesinde esas olarak evlilik tarihinden sonraki eylemler dikkate alınmalı, evlilik tarihinden önceki olay dikkate alınarak tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. (8) Süregiden evliliklerde, somut yargı kararı veya denetlenebilir deliller olmaksızın sırf tek taraflı sadakatsizlik/zina iddialarının veya idari şüphelerin bu madde kapsamında ret gerekçesi yapılması, masumiyet karinesi ve özel hayatın gizliliği ilkelerine aykırılık teşkil eder. (9) Başvuranın evlendiği eşi hakkında herhangi bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, kayden açılan ceza soruşturmasının derdest olduğu gerekçesiyle talebinin reddedilmesi masumiyet ilkesini ihlal eder (Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, E. 2023/7325, K. 2023/7075, T. 11.12.2023). Yine evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma talebinde bulunan kişinin kardeşi hakkındaki istihbari nitelikteki bilgilerin evlenme yolu ile vatandaşlığın kazanılmasına engel oluşturacak nitelikte değildir (Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, E. 2023/6650, K. 2023/7829, T. 28.12.2023)
D.Milli Güvenlik ve Kamu Düzeni Bakımından Engel Teşkil Edecek Bir Hali Bulunmama
Başvuru sahibinin Türkiye’nin kamu düzenini ve milli güvenliğini tehdit edebilecek adli veya güvenlik kaydının bulunmaması şarttır (TVK m. 16/1-c). İdarenin bu husustaki takdir yetkisinin soyut duyumlara değil; somut, hukuken geçerli ve yargısal denetime elverişli bilgilere dayanması hukuk devleti ilkesi açısından zorunludur. (10) Nitekim Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi bir kararında: “hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma bulunmayan davacının, doğrudan kendi şahsıyla ilgili olmayan, eşiyle ilgili yapılan söz konusu tespitle bağlantılı olarak millî güvenlik yönünden tehlike oluşturduğunun ilgili ve yeterli bir gerekçe öne sürülerek davalı idarece ortaya konulamadığı görülmektedir. Diğer yandan davacı ve eşi hakkında evlilik birliğinin ciddi olup olmadığına dair yapılan tahkikatın sonucunun olumlu olduğu, evlilik birliğini sarsacak faaliyetlerinin de bulunmadığı gözönüne alındığında, Türk vatandaşlığının kazanılması için öngörülen şartları taşıdığı anlaşılan davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma başvurusunun, salt yukarıda belirtilen tespite istinaden reddedilmesindeki takdir yetkisinin objektif ve makul sınırlar içinde kullanılmadığı sonucuna varılmıştır.” diyerek takdir yetkisinin objektif ve makul sınırlar içinde kullanıldığının ortaya konulmasının zorunluluğuna hükmetmiştir (Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, E. 2025/696, K. 2025/4777, T. 25.4.2025)
Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil eden faaliyetlere; milli anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunmak, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yapmak veya bunları maddi olarak desteklemek, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunmak, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katılmak, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunmak, taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası almak gösterilebilir (Yönetmelik.m.72/5). (11) Buna karşılık İmar kirliliğine neden olma fiili vatandaşlığa kabule engel teşkil edecek nitelikte bir fiil değildir. “…davacı hakkında yapılan yargılama sonucu işlediği sabit görülen imar kirliliğine neden olmak suçunun niteliği ve yukarıda bahsedilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, anılan suç davacının Türk vatandaşı olmasına engel teşkil edecek mahiyette olmadığından davacının Türk vatandaşlığına kabulünde kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hâlinin bulunduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacının aile birliği içerisinde yaşadığı ve evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmadığı hususlarının da gerek tahkikat sonucu düzenlenen inceleme ve araştırma formu, gerekse de davacı ile yapılan mülakatta yer verilen değerlendirmelerden anlaşıldığı, dolayısıyla davacının 5901 Sayılı Kanun’un 16. maddesi, 1. fıkrası, (a) ve (b) bentlerinde yer alan şartları da taşıdığı görülmektedir. Bu hâliyle, davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” (Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, E. 2025/3587, K. 2025/5145, T. 30.4.2025).
E.Evliliğin İptali/Butlanı Durumunda İyiniyetli Eşin ve Çocukların Korunması
Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanan yabancının evliliği hakkında sonradan mahkemece butlan (iptal) kararı verilmesi halinde kural olarak vatandaşlık dayanaksız kalır. Ancak TVK m. 16/3 ve Yönetmelik m. 31/1 uyarınca, evlenmede iyiniyetli olduğu tespit edilen yabancı Türk vatandaşlığını korur.
Ayrıca butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar, ana ve babalarının iyiniyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk vatandaşlığını muhafaza ederler (Yönetmelik m. 31/2).
IV. BAŞVURU MAKAMLARI, GEREKLİ BELGELER, EMNİYET SORUŞTURMASI VE MÜLAKAT SÜRECİ
Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması süreci, idari başvuru ile başlayan, kolluk araştırması ve komisyon mülakatı ile devam eden çok adımlı bir prosedürdür.
A.Başvuru Makamları ve Ön İnceleme
Başvurular yurt içinde yerleşim yerinin bulunduğu valiliğe (İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü), yurt dışında ise Türkiye Cumhuriyeti Dış Temsilciliklerine bizzat veya bu hakkın kullanılmasına ilişkin özel vekaletname ile yapılır (TVK m. 37, Yönetmelik m. 25, 27, 30).
Müracaat makamı yaptığı ön incelemede; 3 yıllık evlilik süresi dolmamışsa, evlilik boşanma veya başvuru öncesi ölümle bitmişse, yabancı hakkında yargılama/hükümlülük varsa veya belgeler eksikse başvuruyu reddeder ve işleme almaz (Yönetmelik m. 25/2).
B.Başvuru İçin Gerekli Belgeler
Şartları taşıyan yabancı adına müracaat makamınca Yönetmelik m. 26 uyarınca şu belgelerden oluşan dosya düzenlenir:
- İsteği belirten form dilekçe,
- Türk vatandaşı eşe ait sistemden alınan nüfus kayıt örneği,
- Yabancı eşin pasaportu veya vatandaşlık belgesi (vatansız ise durum belgesi),
- Kişinin kimlik bilgilerini gösteren doğum belgesi veya nüfus kayıt örneği,
- Türkiye’de ikamet ediliyorsa en son tarihli ikamet tezkeresi, (12)
- Kesinleşmiş mahkeme kararı varsa onaylı örneği,
- Doğum gün ve ayı eksikse tamamlama belgesi veya kabul beyanı,
- Hizmet bedelinin yatırıldığını gösteren makbuz.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) m. 32 uyarınca kısa dönem ikamet izinlerinde dahi adli sicil kaydı şartı aranırken, kalıcı haklar sağlayan vatandaşlık başvurusunda Yönetmelik m. 26 kapsamında adli sicil belgesinin açıkça sayılmamış olması idari pratikte bir boşluk ve çelişki olarak değerlendirilmektedir. (13)
C.İl Emniyet Müdürlüğü Soruşturması ve Komisyon Mülakatı
Yurt içi başvurularda dosya İl Emniyet Müdürlüğüne gönderilerek araştırma yaptırılır (Yönetmelik m. 27, 28). Emniyet tarafından; eşlerin aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, fuhuş vb. faaliyetlerinin bulunup bulunmadığı ve milli güvenlik engeli araştırılarak tahkikat formu düzenlenir.
Soruşturma tamamlandıktan sonra dosya Vatandaşlık Başvuru İnceleme Komisyonu’na sevk edilir (TVK m. 18, Yönetmelik m. 29). Komisyon, yabancı başvuranı ve Türk eşi ayrı ayrı ve birlikte mülakata tabi tutar. Mülakatın temel amacı, evliliğin gerçek bir aile kurma iradesiyle mi yoksa yalnızca vatandaşlık kazanmak amacıyla mı (muvazaalı evlilik) yapıldığını tespit etmektir. Ancak tarafların evlenmesinde vatandaşlık saikinin de bulunması, fiilen ortak yaşam sürdürülüyorsa evliliği tek başına muvazaalı kılmaz. Yurt dışı başvurularında mülakat ve inceleme işlemleri konsolosluk yetkililerince yürütülür (Yönetmelik m. 30).
D.Başvurunun Karara Bağlanması Usulü, Kararın Geçerliliği ve Eş ile Çocuklar Bakımından Hukuki Sonuçları
Komisyon veya dış temsilcilik değerlendirmesi tamamlandıktan sonra dosya karar verilmek üzere İçişleri Bakanlığına (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü) gönderilir (TVK m. 19, Yönetmelik m. 29, 30).
İnceleme, Arşiv Araştırması ve Karar Mercii
Bakanlıkça dosya üzerinde inceleme yapılır. TVK m. 19 ve Yönetmelik m. 35 uyarınca, yabancının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel hallerinin tespiti amacıyla Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Emniyet Genel Müdürlüğünden (EGM) arşiv araştırması istendir. İnceleme ve tahkikat sonucunda durumu uygun bulunanlar İçişleri Bakanlığı Kararı ile Türk vatandaşlığını kazanırlar; şartları taşımayanların veya durumu uygun görülmeyenlerin talepleri ise Bakanlıkça reddedilir (TVK m. 19/1, Yönetmelik m. 35/5, 35/11).
Kararın Geçerlilik Anı
Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin kararlar, karar tarihinden itibaren hüküm ve sonuç ifade eder (TVK m. 20/1, Yönetmelik m. 36/1). Kararın geçmişe etkili bir sonucu bulunmamaktadır.
Eş Bakımından Hukuki Sonuçlar
Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması şahsi bir hukuki statü değişikliğidir. Bu nedenle eşlerden birinin vatandaşlığı kazanması, diğer eşin vatandaşlığına tesir etmez (TVK m. 20/2, Yönetmelik m. 37/1).
Çocuklar Bakımından Hukuki Sonuçlar
Vatandaşlığın kazanılmasının ergin olmayan çocuklar üzerindeki etkisi velayet durumu ve muvafakata bağlıdır (TVK m. 20, Yönetmelik m. 37):
a.Ana ve Babanın Birlikte Kazanması
Ana ve babanın Türk vatandaşlığını birlikte kazanması halinde, ergin olmayan çocukları da kendiliğinden Türk vatandaşlığını kazanır (TVK m. 20/2, Yönetmelik m. 37/2).
b.Tek Ebeveynin Kazanması
Velayeti kendisinde bulunan ana veya babanın vatandaşlığı kazanması halinde, diğer eşin muvafakat etmesi şartıyla çocuk da Türk vatandaşlığını kazanır. Muvafakat verilmemesi halinde ise çocuğun mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hakim kararına göre işlem yapılır (TVK m. 20/2, Yönetmelik m. 37/3).
c.Evlilik Dışı Doğan Çocuklar
Türk vatandaşlığını kazanan ananın evlilik dışı doğan ergin olmayan çocuğu anaya bağlı olarak vatandaşlığı kazanır (Yönetmelik m. 37/4).
e.Ergin Çocuklar
Ana veya babanın vatandaşlığı kazandığı tarihte ergin olan veya kendileriyle birlikte işlem görmeyen çocuklar, sonradan vatandaş olmak istediklerinde haklarında genel başvuru hükümleri (TVK m. 11, Yönetmelik m. 15) uygulanır (TVK m. 20/3, Yönetmelik m. 37/8).
V. SONUÇ
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri çerçevesinde evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması, evlilik akdi ile doğrudan sağlanan otomatik bir hak değildir. Süreç, kanunda öngörülen şartların varlığı halinde işleyen ve idarenin takdir yetkisine dayanan idari bir prosedürdür.
Kanun koyucu bir yandan aile birliğini korumayı hedeflerken, diğer yandan muvazaalı evliliklerin ve hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçebilmek amacıyla en az üç yıllık evlilik süresi, aile birliği içinde yaşama, evlilik birliğiyle bağdaşmayacak faaliyet göstermeme ve milli güvenlik engeli taşımama şartlarını aramıştır. Valilik veya dış temsilcilik başvurusuyla başlayıp Emniyet tahkikatı, Komisyon mülakatı, MİT ile EGM arşiv araştırması safhalarından geçen bu süreç, İçişleri Bakanlığının kararıyla nihayete ermektedir. İdarenin bu süreçte takdir yetkisini somut, denetlenebilir deliller çerçevesinde ve ölçülülük ilkesine uygun olarak kullanması, hukuk devleti güvencesinin temel gereğidir.
Kaynakça:
1.Bkz: Özge Bilge, “Vatandaşlık Kavramı ve Vatandaşlık Hukukunu Etkileyen Faktörler Hakkında Değerlendirme”, Güvenlik Çalışmaları Dergisi, Yıl: 22, Cilt: 22, Sayı: 1, Haziran 2020, s. 129-150.
2.Rıza Furkan Çözme, Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması: Uygulama Ve Mahkeme Kararları Çerçevesinde Bir İnceleme (Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021, s. 79 vd.
3. “Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak ve yükümlülüklerini belirleme ve onları yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve millî güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bir kişinin vatandaşlığa alınıp alınmaması devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Bu bağlamda her devlet, kimlerin kendi vatandaşı olduğunu veya olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahip olup devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkından kaynaklanan geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır.
Ancak söz konusu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, buna ilişkin değerlendirmelerin objektif ve makul ölçütlere göre yapılması gerektiği de açıktır. Bu itibarla kişinin evlenme yolu ile Türk vatandaşlığını kazanmak için gerekli şartları sağlamadığına yönelik olarak idarece yapılan değerlendirmelerde takdir yetkisinin objektif ve makul sınırlar içinde kullanıldığının ortaya konulması zorunludur.
Uyuşmazlıkta; davacının 23/04/2013 tarihinde bir Türk vatandaşı ile evlendiği, davacı ve eşinin aynı çatı altında birlikte yaşadıkları, müşterek 3 çocuklarının bulunduğu, birbirlerini ve ailelerini iyi derecede tanıdıkları, evlenme tarihinden önce veya sonra evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmadıkları, evliliğin menfaat karşılığı yapılmış anlaşmalı bir evlilik olmadığı, mülakat formlarında evlilikleri ile ilgili değerlendirmelerin olumlu olduğu, evlilikleri ile ilgili herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığının belirtildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının 5901 Sayılı Kanunda aranılan şartları taşıdığı anlaşıldığından, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” (Ankara BİM 10. İdari Dava Dairesi, E. 2025/2495, K. 2025/5746, T. 14.5.2025).
4.Güven Yarar, “Evlenme Yoluyla Türk Vatandaşlığının Kazanılması Koşullarında ve Uygulamada Karşılaşılan Bazı Sorunlar”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (SDÜHFD), Cilt: 15, Sayı: 2, Yıl: 2025, s. 2213.
5. Yarar, s. 2214.
6.“Uyuşmazlıkta; davacı tarafından evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle yapılan başvuru üzerine dosya içerisinde yer alan davalı idarece yapılan tahkikat evrakları incelendiğinde; gerek 19/11/2012 tarihli tutanak ve gerekse de Vatandaşlık İnceleme ve Araştırma Komisyonunca 19/12/2012 tarihinde yapılan mülakatta davacı ve Türk vatandaşı eşin aynı ikamet adresinde yaşamadıklarının tespit edildiği dikkate alındığında; 5901 Sayılı Kanun 16. maddesinin birinci fıkrasının (a) beninde yer alan aile birliği içinde yaşama şartını taşımadığı anlaşılan davacı hakkında anılan Kanun maddesine uygun olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir” (Danıştay, 10. Daire, E. 2014/3701, K. 2019/6998, T. 22.10.2019).
7.Çözme, s. 71 vd.
8. “Uyuşmazlıkta; davacının Türk vatandaşlığına alınmamasına dayanak eylem ve durumların 26/01/2007 tarihinde davacının evlilik tarihinden (25/04/2011) yıllar önce meydana geldiği, dolayısıyla davacının evlilik tarihinden sonra evlilik birliği ile bağdaşmayacak herhangi bir eyleminin bulunmadığı, evliliğin aynı çatı altında fiilen devam ettiği, müşterek çocuklarının bulunduğu, davalı idare tarafından yapılan mülakat sonucu düzenlenen formda da davacının Türk vatandaşı ile yapmış olduğu söz konusu evliliğin iyi niyet ve aile birliği kurmaya yönelik olduğu yolunda değerlendirmelere yer verildiği dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık; davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.” (Danıştay 10. Daire, E. 2016/15804, K. 2020/4348, T. 2.11.2020). “hakkında ceza yargılaması beraat ile sonuçlanan ve bu tarihten sonra Türkiye’de bulunan davacının, bu süre içerisinde kamu düzenine ve milli güvenliğe zarar verecek davranışlarda bulunduğu, suç işlediği veya yasa dışı faaliyetler içinde yer aldığı yönünde herhangi bir tespit yapılmadığından, 5901 Sayılı Kanun’un 16.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yazılı şartı taşımadığı gerekçesiyle Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapılan başvurunun reddi yolunda tesis edilen davaya konu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.” (Danıştay, 10. Daire, E. 2012/8455, K. 2015/4050, T. 5.10.2015).
9.Yarar, s. 2219. “Davacının, “evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama” koşuluna sahip olmadığı yönündeki değerlendirmenin, hukuken kabul edilebilir somut bilgi-belgeye dayanması gerekir” (Danıştay, 10. Daire, E. 2012/3265, K. 2015/4437, T. 19.10.2015).
10. Çözme, s. 74 vd.
11. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz: Fatma Çelik, “Evlenme Yolu ile Türk Vatandaşı Olma Taleplerinden Doğan Uyuşmazlıklara İlişkin Yargılamalarda Milli Güvenlik ve Kamu Düzeni Kıstası”, TAAD, Yıl 13 Sayı 49 Ocak 2022, s. 389-424. “Uyuşmazlıkta, 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16/1-(c) maddesinde, Türk vatandaşlığına alınabilmek için öngörülen kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmama koşulu ile anılan Kanun’a dayanılarak çıkarılan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72/5 maddesinde, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenlerin Türk vatandaşlığına alınamayacağı yolundaki düzenleme göz önünde bulundurulduğunda, davacının Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına konu anılan fiillerine yönelik tespitler ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, Devletin hükümranlık hakkının bir sonucu olarak takdir yetkisi kullanılarak davacının Türk vatandaşlığına alınmaması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” (Danıştay, 10. Daire, E. 2016/1541, K. 2020/4727, T. 11.11.2020).
12.“İkamet izninin (ikamet tezkeresi), Türkiye’de kalmak üzere verilen izin belgesi; yerleşim yeri belgesinin ise sürekli kalma niyetiyle oturulan adresi gösteren belge olduğu anlaşılmaktadır. İkamet izni (ikamet tezkeresi), Türk vatandaşları dışındaki yabancıların Türkiye’de yasal olarak oturum hakkına sahip olmasını sağlayan bir belge iken; yerleşim yeri (ikametgâh) belgesi, Türk vatandaşı veya yabancının yerleşim yerinin bulunduğu adresi gösteren belgeden ibarettir. Sonuç olarak, iki belgenin hukuki niteliği birbirinden farklı olup, dava konusu düzenlemeyle ikamet izni istenilmesindeki amaç, yabancının Türkiye’de ikamet ettiği yerleşim yerini tespit etmek değil, Türkiye’de yasal olarak bulunup bulunmadığını ve kurallara uyma niyetini sorgulayıp teyit etmektir. Bu durumda, davacı tarafından sunulan yerleşim yeri belgesinin Yönetmelik’te istenilen ikamet tezkeresinin (ikamet izni) yerine geçemeyeceği ve ikamet izni veya bu izinden muaf olduğuna yönelik bir belge sunulamadığı dikkate alındığında, dava konusu Yönetmelik uyarınca tesis edilen Hatay Valiliği işleminde de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.” (Danıştay 10. Daire, E. 2019/10218, K. 2024/2102, T. 22.5.2024)
13. Yarar, s. 2222.
