İcra Takibi Yapılan Alacak İçin Tüketici Hakem Heyetine Başvurulabilir Mi? İcra Takibi Derdestlik Oluşturur Mu?
(Yargıtay 3. HD, E. 2026/5101, K. 2026/3617, T. 08.06.2026, RG. T. 24.07.2026, S. 33319)
1. Karara Konu Olan Olay
Davacı (emlakçı), davalının bir taşınmazı satın alması için aracılık/simsarlık hizmeti verdiğini ancak davalının ödemekle yükümlü olduğu komisyon ücretini ödemediğini ileri sürmüştür.
Süreç şu şekilde gelişmiştir:
- Davacı emlakçı, komisyon alacağını tahsil etmek amacıyla 08.05.2025 tarihinde davalı aleyhine icra takibi (Aliağa İcra Müdürlüğü 2025/3179 E.) başlatmıştır.
- Davalının borca itiraz etmesi üzerine takip 10.06.2025 tarihinde durmuştur.
- Davacı itirazın iptali davası açmak yerine, alacak miktarı (104.250,00 TL) 2025 yılı için Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru parasal sınırı olan 149.000 TL sınır içerisinde kaldığı için 20.06.2025 tarihinde Menemen Tüketici Hakem Heyetine başvurmuştur.
- Tüketici Hakem Heyeti başvuruyu reddetmiş; bunun üzerine davacı emlakçı, hakem heyeti kararının iptali ve komisyon alacağının tahsili amacıyla İzmir 7. Tüketici Mahkemesinde dava açmıştır.
2. İlk Derece Mahkemesi Kararı
İzmir 7. Tüketici Mahkemesi (30.10.2025 T., E. 2025/465, K. 2025/478); alacak yönünden Tüketici Hakem Heyetine başvurulmadan önce başlatılan icra takibinin derdest (hâlen devam etmekte/görülmekte) olduğunu gerekçe göstererek, Tüketici Hakem Heyeti kararının gerekçesini bu doğrultuda değiştirmiş ve davacının itirazının reddine (hakem heyeti kararının onanmasına) kesin olarak karar vermiştir.
3. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
Adalet Bakanlığı, İlk Derece Mahkemesinin verdiği kesin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek şu gerekçeyle kanun yararına temyiz yoluna başvurmuştur:
- 6502 sayılı Kanun’un 68/5. maddesi uyarınca tüketicinin/alacaklının hem İcra ve İflas Kanunu’ndaki haklarını kullanabileceği hem de Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapabileceği düzenlenmiştir.
- Bu iki yasal imkân birbiri yönünden “derdestlik” oluşturmaz.
- Bu nedenle mahkemenin, derdestlik gerekçesiyle davayı reddetmeyip işin esasına girerek(alacağın var olup olmadığını inceleyerek) bir karar vermesi gerekirdi.
4. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin Kararı ve Gerekçeleri
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemini kabul etmiş ve İzmir 7. Tüketici Mahkemesinin kararını (sonuca etkili olmamak üzere) KANUN YARARINA BOZMUŞTUR. Kararda yer alan gerekçeler şunlardır:
- İcra Takibi ve Dava Ayrımı: İcra takibi yapılması, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67/4. maddesi gereğince alacak davası açılmasına engel teşkil etmez.
- Derdestliğin Oluşmaması: Tüketici Hakem Heyetine başvurulduğu sırada mahkemelerde devam eden açılmış bir alacak davası bulunmadığından, HMK m. 114 kapsamında bir “derdestlik” durumundan söz edilemez.
- Çifte Başvuru Hakkı: 6502 sayılı Kanun’un 68/1-5. maddeleri uyarınca, kanuni parasal sınırlar dâhilinde (2025 yılı için 149.000 TL altı) kalan uyuşmazlıklarda tarafların İİK’daki hakları saklıdır. Alacaklı hem icra takibi yapabilir hem de Tüketici Hakem Heyetine başvurabilir.
- Dolayısıyla Mahkemenin esasa girerek uyuşmazlığı çözmesi gerekirken, derdestlik gerekçesiyle reddetmesi usul ve yasaya aykırıdır.
5. Sonuç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, icra takibi ile Tüketici Hakem Heyeti başvurusu arasındaki ilişkiye ve derdestlik kurumunun sınırlarına açıklık getiren son derece önemli bir emsal niteliğindedir.
Kararla birlikte netleşen temel esaslar şunlardır:
- Çifte Başvuru Hakkı: Parasal sınır içerisinde kalan tüketici uyuşmazlıklarında (2025 yılı için 149.000 TL altı), alacaklının Genel Hükümler ve İİK çerçevesinde icra takibi başlatması ile Tüketici Hakem Heyetine başvurması birbirine engel teşkil etmez.
- Derdestlik Engeli Oluşmaz: İcra takibinin varlığı, HMK m. 114 anlamında açılmış bir alacak davası sayılmadığından, Hakem Heyeti incelemesi bakımından “derdestlik” oluşturmaz.
- Esastan İnceleme Zorunluluğu: Mahkemeler, Tüketici Hakem Heyeti kararlarının iptali veya itirazı istemiyle açılan davalarda usulden red yoluna gitmeksizin, alacağın varlığını ve esasını inceleyerek bir karar vermekle yükümlüdür.
Sonuç olarak Yargıtay, hak arama hürriyetini kısıtlayan dar usulü yorumların önüne geçmiş ve 6502 sayılı Kanun’un alacaklıya tanıdığı yasal başvuru yollarının özerkliğini korumuştur.
Not: 2026 yılı için Tüketici Hakem Heyetleri parasal sınırı 186.000 TL olarak belirlenmiştir.Değeri 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yapılması zorunludur. 186.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklar için Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yapılamaz; uyuşmazlığın çözümü için dava şartı arabuluculuk sürecinin ardından doğrudan Tüketici Mahkemelerine (Tüketici Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesine) başvurulması gerekir.
