12. Yargı Paketi (7589 Sayılı Kanun) ile Getirilen Değişiklikler

calendar_today 19 Ağustos 2026
person celiktas
folder Genel

I. GİRİŞ

Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak adlandırılan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16/7/2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarih ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 27 maddeden oluşan bu Kanun; Hukuk Muhakemeleri Kanunundan İcra ve İflâs Kanununa, Ceza Muhakemesi Kanunundan Türk Borçlar Kanununa ve İdari Yargılama Usulü Kanununa kadar pek çok temel mevzuatta önemli usuli ve esasa ilişkin yenilikler getirmektedir. Kanun ile ayrıca Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen iptal kararlarının oluşturduğu hukuki boşlukların doldurulması ve uygulamada tereddüt edilen hususların netleştirilmesi amaçlanmıştır.

II. 12. YARGI PAKETİ (7589 SAYILI KANUN) KAPSAMINDAKİ TEMEL DEĞİŞİKLİKLER

A. İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 1 ile 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) “Artırma hazırlık tedbirleri” başlıklı 114’üncü maddesinde esaslı değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu düzenlemelerin temel amacı; miras yoluyla intikal eden taşınmazların satışında mirasçıların hukuki menfaatlerini korumak, satış süreçlerindeki kötüniyetli suiistimalleri önlemek, ihalenin feshi ve bedelin ödenmemesi sebebiyle yaşanan gecikmelerin önüne geçmektir. Yapılan değişiklikler ve hukuki değerlendirmeleri aşağıda başlıklar halinde sunulmaktadır:

1. Miras Yoluyla Edinilen Taşınmazlarda İlk Açık Artırmanın Sadece Mirasçılar Arasında Yapılması  

Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde yapılacak açık artırmalarda birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olarak uygulanacaktır.

Mirasçılar arasında yapılacak ilk açık artırmada alıcı çıkmazsa ikinci açık artırma genel hükümlere tabi olarak herkese açık bir şekilde yapılacaktır. Mirasçıların mülkiyet hakkı ilk açık artırmada malın kıymetinin tamamı üzerinden yapılması suretiyle korunmakta diğer taraftan ilk açık artırmada mirasçılar dışında alıcıların girmesi engellenerek malın öncelikle mirasçılar arasında kalması sağlanmaktadır.

Uygulamada ortaklığın giderilmesi ihalelerine üçüncü kişilerin girmesi sebebiyle aile içi mülkiyetin kaybı ve düşük bedellerle ihale yapılması suiistimallere yol açmaktaydı. Düzenleme ile mirasçıların mülkiyet hakkı koruma altına alınmış, malın öncelikle mirasçılar arasında kalması amaçlanmıştır.

2. Elektronik Satış Portalı İlan Kapsamının Genişletilmesi  

Elektronik satış portalındaki ilanların kapsamı genişletilerek teminat muafiyetleri, teklif koşulları ve ihale bedelinin ödenmemesi durumunda uygulanacak yaptırımlar netleştirilmiştir:

Pay sahiplerinin ortaklığın giderilmesi ihalelerindeki teminat muafiyeti kaldırılmış; fahiş tekliflerle sürecin sabote edilmesini önlemek amacıyla paydaşlara da %10 teminat zorunluluğu getirilmiştir. Hazinenin ise tüm açık artırmalarda (hem hacizli mal satışı hem ortaklığın giderilmesi) teminattan muaf olduğu açıkça düzenlenmiştir (İİK. m. 114/7-6).

Mirasçılar arasında yapılan ilk artırmada tekliflerin muhammen bedelin %100’ünü; ikinci artırmada ve diğer satışlarda ise %50’sini (veya rüçhanlı alacaklar toplamından fazla olanını) ve masrafları karşılaması gerektiği ilanda yer alacaktır (İİK. m. 114/7-8).

Süresi içinde bedeli yatırmayan alıcının teminatı iade edilmeyip satış masraflarına ve hak sahiplerine/paydaşlara aktarılır; ihale alıcısı alacaklı ise muhammen bedelin %10’u alacağından mahsup edilir. Ayrıca kötüniyetli ihale ihlallerini caydırmak amacıyla bedeli ödemeyen alıcıya teklif ettiği tutarın %5’i oranında idari para cezası uygulanır (İİK. m. 114/7-9).

B. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 19-25 ve Geçici m. 1/10 ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) köklü yenilikler yapılmıştır. Belirsiz alacak davası uygulamadan kaldırılırken , kısmi davanın kapsamı genişletilmiş ; duruşma süreleri, e-Duruşma imkânları, davaların birleştirilmesi/ayrılması ve temyiz sınırı esasları yeniden düzenlenmiştir.

1. Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Kısmi Davada Alacak Artırımı (HMK m. 107, 109/4) 

Uygulamadaki hukuki tereddütler, yargılamaları uzatması ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM’in hak arama hürriyeti/mahkemeye erişim hakkına dair ihlal kararları dikkate alınarak Belirsiz Alacak Davası (m. 107) yürürlükten kaldırılmıştır.

Kısmi davada (m. 109) alacağın sadece bir kısmı dava edildiğinde, davacı ıslah hakkını kullanmaksızın ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus alacağını artırabilecektir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı, dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.

Mülga 107’nci madde, kaldırılma tarihinden önce açılmış olan davalar bakımından uygulanmaya devam edecektir.

2. Duruşma Aralarındaki Süreye Üst Sınır Getirilmesi (HMK m. 147/3) 

Davaların makul sürede sonuçlandırılması amacıyla duruşmalar arasındaki süre en fazla 3 ayolabilecektir. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu/istisnai hallerde hâkim gerekçesini göstererek daha uzun bir süre belirleyebilecektir. Düzenlemedeki amaç; makul sürede yargılanma hakkı ve usul ekonomisidir.

3. Ses ve Görüntü Nakli (e-Duruşma) Usulünün Esnetilmesi (HMK m. 149/4) 

Duruşmaya ses ve görüntü nakli yoluyla katılanlar için; ikrar, yemin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, feragat, kabul ve sulh olunması halleri dışındaki işlemler bakımından elle atılan fiziki imza şartı aranmayacaktır. Düzenlemedeki amaç; Mahkemeye erişim hakkını güçlendirmek ve coğrafi/engelsiz erişimi sağlamaktır.

4. Davaların Birleştirilmesi ve Ayırılmasında Bağlayıcılık ve Kanun Yolu (HMK m. 166/1, 168) 

Birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren ilk davanın açıldığı mahkeme bu kararla bağlı olacaktır. Aynı yargı çevresindeki birleştirme kararlarına karşı sadece istinaf yoluna gidilebilecek; ayırma kararlarına karşı ise ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir. Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uyum sağlamak amacıyla yapılmıştır.

5. Bölge Adliye Mahkemesi Kararlarında Temyiz Sınırları (HMK m. 362/3) 

BAM’ın istinaf başvurusunu kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararlar, davanın kabul edilen veya reddedilen kısmı bakımından istinaf parasal sınırının üzerinde ise temyiz edilebilecektir. Ancak ilk derece mahkemesi kararı ile BAM kararı arasındaki farkın istinaf parasal sınırını geçmemesi veya kararın sadece yargılama gideri/vekillik ücretine ilişkin olması durumunda temyiz yoluna başvurulamayacaktır. Amaç; adil yargılanma hakkının daha etkin korunması ve davaların gereksiz yere uzamasının önlenmesidir.

C. TÜRK MEDENÎ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 11 ve 12 ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 440 ve 444’üncü maddelerinde vesayet altındaki kişilere ait malların satış usulüne ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan değişikliklerle fiziki satış zorunluluğu kaldırılarak elektronik ortama geçilmiş ve kısıtlıların hak ile menfaatlerinin en üst düzeyde korunması hedeflenmiştir. Değişiklikle getirilen temel yenilikler şunlardır:

1. Taşınır Malların Elektronik Satışı 

Kısıtlıya ait taşınır malların açık artırma ile satışı, vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi)  talimatı uyarınca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine (UYAP) entegre elektronik satış portalı üzerinden yapılacaktır.

2. Taşınmaz Malların Elektronik Satışı ve İhale Onayı 

Kısıtlıya ait taşınmaz malların satışı UYAP entegreli elektronik satış portalında açık artırmayla gerçekleştirilecektir. İhale, vesayet makamının onamasıyla tamamlanacak ve onamaya ilişkin karar ihale gününden itibaren 10 gün içinde verilecektir.

3. Şeffaf ve Rekabetçi Satış Süreci 

Satışların dijital ortama taşınması sayesinde fiziki yer kısıtlaması ortadan kaldırılmış; daha geniş katılım ve rekabet ortamı sağlanarak vesayet altındaki kişilerin mallarının en yüksek değerden satılması amaçlanmıştır.

D. TÜRK BORÇLAR KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 18 ve Geçici m. 1/9 ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Tazminatın Belirlenmesi” başlıklı 55’inci maddesine iki yeni fıkra eklenmiştir. Yapılan düzenlemeyle, bedensel zararlar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıç tarihleri ile dava/tahkikat öncesi yapılan ödemelerin mahsubuna ilişkin esaslar netleştirilmiştir.

1. Faiz Başlangıç Tarihlerinin Ayrıştırılması (TBK m. 55/3) 

Zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının net olarak bilindiği döneme ait tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz işletilecektir.

Gelecekte elde edileceği varsayılan ve verilerin açıkça bilinememesi nedeniyle son ücretten hareketle hesaplanan döneme ilişkin tazminat tutarına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir.

Geleceğe ilişkin varsayımsal tazminat tutarına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin borçlu üzerinde yarattığı aşırı mali külfeti önlemek ve tazminat sistemini hakkaniyete uygun adil bir dengeye kavuşturmaktır.

2. Dava/Tahkikat Öncesi Yapılan Ödemelerin Oransal Mahsubu (TBK m. 55/4) 

Zarar gören veya hak sahiplerine, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler (sigorta ödemeleri, zararı giderme amaçlı avans/kısmi ödemeler vb.), ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir.

Uygulamadaki farklılıkları gidermek, zararın bir an önce karşılanmasını teşvik etmek ve taraflar arasındaki menfaat dengesini sağlamaktır. Mahsup işlemi doğası gereği öncelikle bilinen dönem tazminatından yapılacaktır. Tahkikat başladıktan sonra yapılan ödemeler ise işleyen kanuni faiziyle birlikte toplam tazminattan düşülecektir.

3. İdari Eylem ve İşlemlere Uygulanabilirlik (TBK m. 55/2) 

Bu Kanun hükümleri ve hesaplama esasları; idarenin her türlü eylem ve işlemlerinden veya idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerden kaynaklanan ölüm ve vücut bütünlüğünün yitirilmesine ilişkin tazminat istem ve davalarında da uygulanır.

4. Zaman Bakımından Uygulama (Geçici m. 1/9) 

TBK m. 55’te yapılan bu değişiklikler, yalnızca düzenlemenin yürürlük tarihinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Yürürlük tarihinden önce gerçekleşen olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

E. KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 10 ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1’inci maddesi yeniden düzenlenmiştir. Düzenleme, Anayasa Mahkemesinin kanuni faiz oranının enflasyon ve para değer kaybı karşısında yetersiz kalması sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iptal kararı doğrultusunda hazırlanmıştır. Değişiklikle getirilen temel yenilikler şunlardır:

Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken hallerde miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödemenin yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılacağı ve söz konusu reeskont oranının, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı olması halinde, yılın ikinci yarısı için belirlenen oranın yüzde sekseninin geçerli olacağı hüküm altına alınmaktadır. Düzenlemeyle, alacaklı ve borçlunun menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulması amaçlanmaktadır.

F. TÜRK CEZA KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 13 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli dolandırıcılık” başlıklı 158’inci maddesine 4’üncü fıkra eklenmiş; Geçici 1’inci maddenin 6 ve 7’nci fıkralarıyla da bu yeniliğin derdest ve infaz aşamasındaki dosyalara uygulanmasına ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmiştir. Yapılan değişikliklerle, dolandırıcılık suçlarında hesap veya kart bilgilerini başkasına kullandırarak suça iştirak edenler için cezada indirim ve geçici etkin pişmanlık/zarar giderme imkânı getirilmiştir.

1. Hesap ve Kart Bilgilerini Verenler İçin Cezada İndirim (TCK m. 158/4): 

Dolandırıcılık (TCK m. 157) veya nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) suçlarına iştirakı; kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka/kredi kartı, ödeme araçları veya banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları ya da kripto varlık hizmet sağlayıcılarındaki hesap erişim bilgilerini başkasına vermekle sınırlı olan failler hakkında verilecek ceza yarı oranında indirilir.

2. Kanun Yolu Aşamasındaki Dosyaların İadesi (Geçici m. 1/6): 

Düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce TCK m. 157 veya 158’den hüküm giymiş olup dosyası istinaf (BAM) veya temyiz (Yargıtay) aşamasında bulunan ve yeni eklenen 4’üncü fıkradaki ceza indiriminden yararlanma durumu olan sanıkların dosyaları hakkında bozma kararı verilerek, uyarlama yargılaması yapılması amacıyla ilk derece mahkemelerine gönderilir.

3. İnfaz Aşamasındakiler İçin Etkin Pişmanlık ve Zarar Giderme İmkânı (Geçici m. 1/7): 

Haklarında daha önce TCK m. 168 (etkin pişmanlık) uygulanmamış olan ve dosyası infaz aşamasında bulunan veya kanun yoluna başvurulmadığı için kesinleşen hükümlüler, TCK m. 158/4 kapsamına giriyorlarsa; mahkemece yapılacak ihtardan itibaren 6 ay içinde mağdurun uğradığı zararı tamamen gidermeleri (aynen iade veya tazmin etmeleri) şartıyla TCK m. 168/2’deki etkin pişmanlık indiriminden yararlanabilirler.

Bu 6 aylık süre içinde mağdurun zararı tamamen ödeninceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.

G. CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen çeşitli maddeleri yeniden düzenlenmiş; kişisel verilerin korunması, savunma hakkı ve kanun yollarına erişim bakımından önemli yenilikler getirilmiştir.

1. Genetik İnceleme Sonuçlarının Saklanması ve İmhası (CMK m. 80) 

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanma süreleri ve imha usulleri netleştirilmiştir. Beraat, takipsizlik veya ceza verilmesine yer olmadığına dair kararların kesinleşmesi halinde veriler derhâl; mahkûmiyet, davanın reddi veya düşmesi hallerinde ise 20 yıl geçmesiyle imha edilir. İlgili kişiler, saklama amacının ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde mahkemeden bilgilerin silinmesini talep edebilir. Bu veriler yalnızca yürütülen bir soruşturma/kovuşturmada maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir.

2. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kapsamının Daraltılması (CMK m. 231) 

Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca HAGB kurumunun uygulanma şartları yeniden düzenlenmiştir. İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği ve kötü muamele teşkil eden suçlar hakkında artık HAGB kararı verilemeyecektir. HAGB kararlarına karşı istinaf (ve durumuna göre temyiz) kanun yoluna başvurulabilecektir.

3. Kaçak Sanıklar Hakkında Güvenlik Tedbiri ve Yargılamanın Yenilenmesi (CMK m. 247) 

Duruşmadan kaçan ve henüz sorgusu yapılmamış kaçak sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilemeyeceği esası korunmuştur. Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmesi halinde, sanık veya müdafii savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.

4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi, Süresi ve Zaman Bakımından Uygulanması (CMK m. 308, Geçici m. 1/8) 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kapsamı genişletilmiş; yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere Yargıtay ceza dairelerinin tüm kararlarına karşı itiraz edilebilmesine imkân tanınmıştır.  İtiraz süresi, dosyanın Başsavcılığa fiziken tesliminden itibaren 3 aya çıkarılmıştır. Sanık lehine yapılan itirazlarda ise herhangi bir süre sınırı aranmayacaktır. Başsavcılığa başvuru/istem hakkı bulunan kişiler (sanık, katılan, suçtan zarar gören vb.) netleştirilmiştir.

CMK m. 308’de yapılan bu değişiklikler, yürürlük tarihinden sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen dosyalar hakkında uygulanır. Yürürlük tarihinden önce teslim edilmiş dosyalar için eski hükümlerin uygulanmasına devam olunur.

H. NOTERLİK KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 2 ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun “Evrak ve defterlerin gizliliği” başlıklı 55’inci maddesi yeniden düzenlenmiştir. Yapılan değişiklikle, noterlik işlemlerinde evrak ve defterlerin gizliliği korunurken, adli ve idari mercilerle olan evrak paylaşım süreçlerinin dijitalleştirilmesi ve kolaylaştırılması amaçlanmıştır.

Öne çıkan yenilikler şunlardır:

Noterlik evrak ve defterleri; mahkemeler, sulh ceza hâkimlikleri, Cumhuriyet başsavcılıkları, resmi daireler veya konusu belirtilmek kaydıyla soruşturmaya yetkili kişilerce incelenebilecektir.

Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya başsavcılıkça evrakın aslı istendiğinde; noter, evrakın onaylı bir örneğini aslının yerine koyarak aslını ilgili mercie gönderecektir.

Onaylı belge örneği talep edilen hallerde, noter evrakın aslını tarayıp güvenli elektronik imza ile imzalayarak elektronik ortamda ilgili mercie iletecektir. Imkân bulunmayan hallerde fiziki onaylı örnek gönderilecektir.

Bu kapsamda yapılan işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek; posta ve yol masrafları hariç harç, vergi veya değerli kâğıt ücreti gibi herhangi bir ücret alınmayacaktır.

I. DANIŞTAY KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 3 ile 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Geçici 27’nci maddesinin 13 ve 17’nci fıkralarında değişiklik yapılmıştır. Yapılan düzenlemelerle Danıştayın kurumsal yapısının etkin ve verimli bir şekilde işlemesi ve mevcut iş yükü karşısında yargılamaların aksamaması amaçlanmıştır. Öne çıkan yenilikler şunlardır:

Danıştayın daire sayısının 10’a indirilmesi için öngörülen azami süre 10 yıldan 14 yıla çıkarılmıştır (Süre 23 Temmuz 2030 tarihine kadar uzatılmıştır).

Daire sayısının 4 yıl daha azalmayacak olması sebebiyle, boşalan her iki üyelik için bir üye seçilmesi kuralı 23/7/2030 tarihine kadar askıya alınmıştır. Bu tarihe kadar boşalan her bir Danıştay üye kadrosu için birebir seçim yapılmaya devam edilecektir.

J. BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ, İDARE MAHKEMELERİ VE VERGİ MAHKEMELERİNİN KURULUŞU VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 4 ile 2576 sayılı Kanun’un “Tek hakimle çözümlenecek davalar” başlıklı 7’nci maddesi yeniden düzenlenmiştir. Yapılan değişiklikle, niteliği itibarıyla heyet halinde incelenmesi zaruri olmayan uyuşmazlıkların tek hâkimle görülmesi sağlanarak idari yargıda yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması ve mahkemelerin iş yükünün etkin yönetilmesi amaçlanmıştır.  Öne çıkan yenilikler şunlardır:

1. İdare Mahkemelerinde Tek Hâkimle Bakılacak Davaların Genişletilmesi 

Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç olmak üzere, idare mahkemelerinde tek hâkimle çözümlenecek davaların kapsamı netleştirilmiş ve genişletilmiştir:

  •  a. Parasal Sınır: Konusu 486.000 TL’yi aşmayan idari işlemlere karşı açılan iptal ve tam yargı davaları tek hâkimle görülecektir.
  • b. Öğrenci İşleri ve Disiplin Cezaları: İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucu doğuranlar hariç disiplin cezaları ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemleri,
  • c. Kamu Görevlileri: Kamu görevlilerine verilen uyarma cezaları ile geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri,
  • d. Meslek Kuruluşları Disiplin Cezaları: Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyelerine verdiği disiplin cezaları,
  • e. 65 Yaş Aylığı: 2022 sayılı Kanun (65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun) uygulamasından doğan davalar tek hâkim tarafından çözümlenecektir.

2. Vergi Mahkemelerinde Parasal Sınır: Vergi mahkemelerinde tek hâkimle çözümlenecek uyuşmazlıklardaki parasal sınır güncellenerek 486.000 TL olarak uygulanacaktır.

K. İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 5 ve 6 ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45 ve “Temyiz” başlıklı 46’ncı maddelerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Düzenlemelerle usul ekonomisinin sağlanması, istinaf yetkilerinin netleştirilmesi ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda hak arama hürriyetinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Öne çıkan yenilikler şunlardır:

1. İstinaf Gerekçesinin Değiştirilerek Reddi 

Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının sonucunu hukuka uygun bulup gerekçesini yanlış veya eksik bulursa, gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunun reddine karar verebilecektir. Bu durum kararın temyiz edilebilirliği sonucunu doğurmaz.

2. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Geri Gönderilme Halleri 

Bölge İdare Mahkemesinin kararı kaldırıp dosyayı kararı veren mahkemeye gönderebileceği durumlar (usule ilişkin nihai kararların haklı bulunması, eksik/yanlış hasım, talep hakkında karar verilmemesi vb.) genişletilmiştir. Kanunda sayılan haller dışında dosya ilk derece mahkemesine geri gönderilemez. Ayrıca keşif, bilirkişi veya duruşma eksikliklerini Bölge İdare Mahkemesi kendisi de giderebilir.

3. Kaldırma Kararları Üzerine Temyiz Yolu (AYM Uyum Düzenlemesi) 

Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda, Bölge İdare Mahkemesinin istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlar kural olarak 30 gün içinde Danıştayda temyiz edilebilecektir.

4. Kaldırma Kararında Temyiz Kapsamı Dışında Kalan İstisnalar 

Bölge İdare Mahkemesi kararı kaldırıp yeniden hüküm kursa dahi şu dava ve işlerde temyiz yoluna başvurulamaz:

  • Tek hâkimle görülen davalar,
  • Çiftçi Mallarının Korunması Kanunu ve Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun’dan doğan davalar,
  • Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ndan kaynaklanan davalar,
  • İlk derece mahkemesi kararı ile BİM kararı arasındaki farkın parasal sınırı (31.000 TL) geçmediği durumlar,
  • Sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.

L. ADLİ TIP KURUMU KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 7 ile 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un mülga 26’ncı maddesi “Atama ve görev süresi” başlığıyla yeniden düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda idari tereddütler giderilmiş, atama şartları ve görev süreleri kanuni güvenceye kavuşturulmuştur. Öne çıkan yenilikler şunlardır:

1. Adli Tıp İhtisas Kurulu Başkan ve Üyelerinin Atanma Şartları ve Görev Süreleri Düzenlendi 

 a. Atanma Şartları (İhtisas Kurulu)

Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanabilmek için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olma şartı getirilmiştir.

 b. Görev Süresi

Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi 4 yıl olarak belirlenmiştir.

 c. Görevin Devamlılığı

Yeni atanan veya görevlendirilen kişiler göreve başlayıncaya kadar, süresi dolan mevcut yöneticilerin görevi devam edecektir.

M. HÂKİMLER VE SAVCILAR KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

7589 sayılı Kanun m. 8 ve 9 ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 10 ve 63’üncü maddelerinde önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu değişikliklerle hâkim ve savcı yardımcılığı eğitim ile sınav usulleri kanuni esaslara bağlanmış ve bilirkişi kullanımına ilişkin disiplin yaptırımları netleştirilmiştir.  Öne çıkan yenilikler şunlardır:

1. Eğitim Müfredatının Kanunla Belirlenmesi 

Hâkim ve savcı yardımcılarına verilecek eğitim konuları (Anayasa, insan hakları, ceza, özel hukuk, idare, vergi ve usul hukuku ile duruşma yönetimi, gerekçeli karar yazımı vb.) doğrudan kanun metnine eklenmiştir.

2. Yazılı ve Sözlü Sınav Esasları (AYM Uyum Düzenlemesi) 

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda yazılı ve sözlü sınav kriterleri kanun seviyesinde düzenlenmiştir:

  • Yazılı sınavlarda sadece verilen eğitim konularından soru sorulacaktır.
  • Sözlü sınavda mevzuat/içtihat bilgisi, mesleki yeterlilik, temsil kabiliyeti ve Türkçe kullanımı 25’er puan üzerinden değerlendirilecektir.
  • Mazereti sebebiyle sınavlara katılamayanlar için 5 iş günü içinde bildirimde bulunma şartıyla mazeret sınavı hakkı tanınmıştır.

3. Hukuki Konularda Bilirkişiye Başvurmaya Uyarma Cezası 

Hâkim ve savcıların mesleki/hukuki bilgiyle çözebileceği konularda bilirkişiye başvurması disiplin suçu sayılarak uyarma cezası yaptırımına bağlanmıştır.